Alarmım çalmadan kalktım.
Onbire kurmuştum.
Onbirde arandım.
Abimle barışma kahvaltısı yapacaktım.
Farkındalıksız uyanabilmek için tv’yi açtım ve perdelerin karartığı loş odamda ekrana daldım ne izlediğimi hatırlamadığım şeylere baktım. Tv’yi kapattım.
Kettle’a dolaptan çıkardığım soğuk suyu koydum bastım düğmeye. Duş aldım. Bornozumu giydim. Bilgisayarımı açtım ve her sabah dinlediğim rutinim olan müziğimi açtım. Kafamda irlada yelleri esti.
İçi bol kahve dolu kocaman mavi kupama sıcak suyu koydum. Şeker atmadım. Sigaramı yaktım yıpranmış zippomla. Güneş gözlüğümü taktım. Evden gelen ve yen(e)meyen keklerden birkaç tane aldım ve balkona çıktım.
Tiz bir ıslıkla güvercinlerimi çağırdım. Karşı çatılardan süzüle süzüle geldiler. Kırıntıladım keklerimi. Eğimli çatıma serptim yavaş yavaş kekleri. Sigaram dudağımı yaktı bir tane daha yaktım. İçim huzurlu bir şekilde güvercin fonlu a4 ve Ankara manzarama baktım.
Abim gelmedi. Kontorum yoktu arayamadım. Seda sayanın oynadığı pepsi reklamı aklıma geldi. Ama evde coca cola vardı.
Bir sigara daha yaktım ve tanrıya sordum cevap vermedi. Şebeke mesgul bağnazlarla…
Gözlerim karardı açlıktan ve arayan soran olmadı…
