Yolcu Obası

Yolcu Obası

Sinema film fragman
ve muhabbet yeri!
Photobucket Photobucket Photobucket Photobucket Suskunlukla geçiştirilmiş tüm hakikatler zehirlidir.

Madendeki Cevher

1/7/2009

 

         Asırların birikimi bir hazinedir dil. Konuşmak da, yaşatmak da çaba ister. Ulusların kültür birikimidir. Kültür ve tarih birikimi…

            Dile kazanılan her sözcük bir altın değerindedir. Türkçemiz de saray dolusu altından oluşan bir hazine. Eskiden bu hazine, ayarı yüksek saf altınlardan oluşurdu. Şimdi ise karşılaştığı her tüccarın altınını ölçüp biçmeden cebe atan bir kervansaray hanı. Dilimize farkında olmadan soktuğumuz kelimeler bizi bizden uzaklaştırdı. Kendimizi, konuştuğumuz dili tanıyamaz olduk. Kelimeler hayatımızdan teker teker koptu. Kırklı yılları olgunluk çağında yaşamış bir adamı koysak karşımıza, sohbet etmek istesek, bunu yapamayız. Çünkü aynı dili konuşmuyoruzdur. O Türkçe konuşuyor biz ise melezleşme aşamasında bir dili konuşuyoruz.

            Dili geri kazanmak için elimizden geleni yapmalıyız. Okuyalım; bir Yahya Kemal, bir Mehmet Akif, bir Halide Edip… Bir şey kaybetmeyiz. Tüm gençlere sesleniyorum; yaşamdan saatlerinizi çalan bilgisayar yerine en azından iki-üç günde bir de olsa kitabın yaşamınızdan dakikaları çalmasına izin verin. Bu size zarardan çok hayal ve ideallerinizin gerçekleşmesine olanak sağlar. Düşünce yapınız gelişir. Türkçeyi kullanma beceriniz artar.

            Günlük hayatta kendimizi gerek konuşma dili ile gerek beden dili ile ifade ederiz. Konuşmaya çağımızın getirdiği sosyal ortamlar gereği epey ihtiyaç duyarız. İnsanların birbirlerine bu kadar yakın olduğu dönemde dil bozguna uğrar. Etkileşime açılır. Toplum arasında türetilen ya da başka dillerden dilimize giren her söz bir kalıcılık payına sahiptir. Sözün niteliği kullanım miktarını arttırır. “Okey” kelimesini örnek alalım. Anlamı herkesin bildiği gibi “Tamam” demektir. Dilimizde böyle bir kelime yoktur. Ancak birçok Türkçe kelimeden daha fazla kullanılır. “Ok baba! Great Boys Cafe’nin önünde buluşalım! Bye!” Bu ve buna benzer cümleleri halk içinde sürekli duymakta ve söylemekteyiz. Dükkân isimleri ise ayrı bir tartışma konusu. Dükkânlarına o isimleri koyanlar Türkçe gaddarıdır.

            Günümüzde Türkçe, sokakta doğar, sokakta büyür, sokakta ölür. Çoğu kişini çocukluğu sokakta geçmiştir. Duyulan, öğrenilen her sözcük burada konuşulmuştur, burada şekillenmiştir. Peki, kendimizi sokakta top koşturan ya da ip atlayan çocuktan ne kadar geliştirebildik? Bu süreçte dil hazinemize kaç sözcük daha ekledik? Ders ve okuma kitaplarından öğrenilen sözcükleri düzgün bir biçimde yaşama geçirmeliyiz. Halk dilinden kopmadan, Türkçenin bizden beklentisini gerçekleştirmeliyiz. Unutmayalım ki bir ulusun bekası dile dayanır. Geçmişte birçok millet bu değeri koruyamayarak öz benliklerini yitirmişlerdir.

            Özgür bir devletiz ama özgür bir toplum değiliz. Türkçemiz kuşatılmış durumda. Dilimizi konuşamıyoruz. Kendimizi ifade edemiyoruz. Türkçe konuşmak için hazinemize yabancı sermaye katıyoruz. Ey Didar-ı Hürriyet! Göster bize güzelliğini! Ver bize dilimizin anahtarını!

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder
0 yorum yazilmistir
« Önceki - Sonraki »
yolcuobasi