Tarih on sekizinci asrın sonlarını işaret ediyordu. Balkanlarda siyasi bir boşluk ve otorite zayıflığı vardı. Her ulus kendi bağımsızlığı için ayaklanmış, kardeş kardeşi katlediyordu. Osmanlı siyasi ve ekonomik bir çıkmaza girmiş, ilan edilen meşrutiyet Osmanlı Devleti’ne yaramamış ve bağımsızlığımızı elimizden alan Düyûn-u Umumiye ile Osmanlı kendini sömürgeci ülkelerin avucunda bulmuştur. İşte böyle bir dönemde Osmanlı’nın bir kurtarıcıya ihtiyacı vardı. Bu kurtarıcı Selanikli Mustafa idi.
Mustafa Kemal öğrencilik hayatı boyunca disiplinli bir öğrenci olmuş, görev ve sorumluluklarını çok iyi bilen ve ona bahşedilen zekayı çok iyi kullanan bir kişiliğe sahip olmuştur. Onun bu kıvrak zekâsı ilerde onun kısa zamanda büyük işler yapmasını sağlayacaktır. Mustafa Kemal ismini, halk ilk kez Hareket ordusunun kurmay yüzbaşısı olarak tanır. Daha sonra nâmını “Trablusgarp Savaşı ve Çanakkale Savaşları” ile duyuracaktır.
Nihayet 9 Eylül 1922’de Türk Ordusu, memleketimizi yıllardır sömüren düşman kuvvetlerini İzmir’de denize döker ve memleketin tam bağımsızlığını büyük ölçüde sağlar. Daha sonra halifelik ve saltanatlığın kaldırılması ve cumhuriyetin ilanıyla devletimiz ve milletimiz tam bağımsızlığına kavuşur. Bundan sonra uzun yıllar sürecek olan inkılâp ve reform süreci başlar. Atatürk’ün ölümüne kadar birçok gelişme kaydedilir. İstihdam sağlanır ve memleket kalkındırılır. İkinci Dünya Savaşına kadar olan gelişme ve yenilikler, bu kadar kısa bir sürede artık tekrar yaşanmayacaktır. Türkiye tarihinde sık sık yapılan darbeler buna zemin hazırlamayacaktır.
Atatürk her daim bulunduğu çevresinde dikkat çekmiştir. Bunda yaratıcı zekâsı ve dikkatli oluşu önemli bir unsurdur. Kimsenin göremediğini o görmüş, anlayamadığını o anlamıştır. Türkiye Cumhuriyeti ve Türk İnkılabı bunun bir kanıtı değil midir?
Mustafa Kemal Atatürk nasıl bir liderdir? O öyle bir liderdir ki hem batılı düşmanlarla savaşır ve onları yener hem de onların reformlarını örnek alır. Memleketi muasır medeniyetlerin seviyesine ulaştırır.
O bir gönül adamı, aşk adamıdır! İçindeki vatan aşkı ona birçok şeyi başarmasında kaynak rolü üstlenmiştir. İttihak ve Terakki ile tutuşan, cumhuriyetle alevlenen, inkılaplarla doruğa ulaşan bu aşk bizim şu an öz benliğimizi sürdürmemizde en etkin rolü işlemiştir.
Tarih usulca ilerlerken oluşan şartlar yeni yeni Mustafa Kemal’ler istemektedir. Ona duyulan özlem gittikçe artmaktadır. Geldiği yolu bulabilmek için arkalarında ekmek kırıntıları bırakanlar şimdi bu kırıntıların bizim kırıntılarımız olduğunu ve bizim yüzümüzden orda olduklarını söylüyorlar. Osmanlı’yı parçalayan sebepler günümüzde bize uygulanmaya çalışılıyor. Tarihin tekerrür etmemesi için milletimizin iradesi onunla savaşıyor ve her daim savaşacaktır! Ve bu savaş bizlere sürekli Mustafa Kemaller kazandırıyor ve sürekli de kazandıracaktır!
Gündemimizdeki son olaylara baktığımızda bu ülke üzerinde yapılan baskıları ve oynanmak istenilen oyunları çok açık bir şekilde görmekteyiz. Her iç meselemiz dış meseleye dönüşmektedir. Hiç olmamış bir şeyi, belgeler ortadayken bile, olmuşa dönüştürenler gerçek yüzlerini bizlere göstermektedirler. İşte tam bu noktada gerçekten ihtiyacımız olan şey; Atatürk’ün uyguladığı dış politikadır. O gerçekleri her zaman önceden gördüğü için çağımıza da ışık tutmaktadır. Eğer Atamızı gerçekten özlüyorsak bu lafta kalmamalıdır! Yüce Atatürk bizlere ne verdi de kendini bize özlettirdi? Eğer biz bu verdiği şeyleri anlayabiliyorsak onu gerçekten özlüyoruz demektir! Öyleyse korkmayın, Mustafa Kemaller ölmez!
Atamızın 125. doğum yılında onu ve tüm dava arkadaşlarını anıyor, Allah’tan rahmet diliyorum.
